Kilit Nokta: Doluluk Oranı

İşim de gücüm de yazmak; yazarak hayatımı idame ettiriyorum, işime tutkuyla bağlıyım ama en önemlisi de hissettiğim her şeyi en iyi ifade ediş şeklim bu. Bugün biraz yazmak ve üretmek olguları üzerine kendimden gözlediklerimle ilgili paylaşımlar yapmak istiyorum. Doluluk oranı nedir, insan duygu karmaşası içerisinde kendini dopdolu ve hiçbir yere sığamaz hissederken ne yapar ya da ne yapmalı?

blue-sky-daylight-exhilaration-1194723

Şüphesiz hepimizin hayatı iniş çıkışlardan ibaret. “Life is a rollercoaster.” diye boşuna dememişler. Dümdüz bir çizgi değil hayat. Nitekim, bir gün iyiyiz bir gün kötü; bu şaşılacak ya da isyan edilecek bir durum değil çünkü gayet doğal. Hatta bence hayatı güzel ve bol sürprizli yapan şey de bu. Düşünsenize bir tekdüze yaşadığımızı… Bir süreden sonra katlanılamaz bir hal alırdı emin olun.

Hayatını üretmeye adamış ve üretmenin gücü ile hayata tırnaklarını geçiren karakterde biri olarak, doluluk oranına ulaştığımda yine en iyi olduğum şeye başvuruyorum. Bir şeyler üretiyorum… Bir şiir mısrası, bir şarkı kublesi, bir film senaryosu, birkaç özlü söz, belki bir beste… Ya da bir iş fikri… Herhangi bir şey.

Dürüst olayım; genellikle bu doluluk dediğim olay, içimi kemiren kımıl kımıl düşünceler canlandığında ortaya çıkıyor. Daha doğrusu tüm bu düşünceler dışarı çıkmak istiyor. Tabi önemli olan da bunları nasıl ve ne şekilde dışa vurduğum… Çevremdekilere ya da kendime sarmadan, yine kendi içimde sessiz sessiz dışarı atıyorum ne varsa. Sonra benden bir parça oluyor, bana ait kimsenin bilmediği bir parça. İçime sinerse paylaşıyorum, sinmezse diğerleri gibi o da sandığa kilitleniyor. Aslında o anda buna çok da önem verdiğim söylenemez. Sonunu düşünmeden bir şeylere başlayınca tamamlaması daha kolay oluyor; tıpkı bu yazı gibi.

Sınırları Zorlamak

adventure-beauty-blonde-hair-725255

Bazen kendimi öyle bir noktaya gelmiş hissediyorum ki kafamda dolaşan her bir düşünce ayrı ayrı sonuçlara varıp, olasılıkta sonsuzluk çizgisine erişiyor. Bu ne demek? Hiçbir hissettiğim duygu ve düşünceleri bir araya getiremiyor, puzzle parçalarını birleştiremiyor; dağıldıkça dağılıyorum. Kafayı toplayamamak deyiminin somut hali de denebilir.

Sonra ne mi oluyor? Sınırlarımı zorlamak durumunda kalıyorum. Yapabildiklerimi gördüm, yapamadıklarımı gördüm ama yapabileceklerimi öğrenmekten asla vazgeçmiyorum. Çünkü biliyorum ki sınırlarımı zorlamazsam konfor alanımı asla terk edecek cesareti bulamam.

-Mış Gibi Yapmak

animal-biology-bright-1236523

Çok severiz bunu. İnsanız, doğamızda var. Psikolojimiz, bilinç altımız, kurumumuzda var yani… Her an her durumda –mış gibi yapabiliriz. Kendim için söyleyeyim; arkadaşlık ve aile ilişkilerimde –mış gibi yapmak durumunda kalmaya mahal vermeden bir şeylerin önünü alabiliyorum. Siz de hiç kimse ve hiçbir şey için –mış gibi yapmak zorunda değilsiniz, unutmayın!

Ama iş, kendime gelince bu işte ordinaryüslere taş çıkartırım denebilir. Çoğu zaman kötü bir durumun içinden çıkmak ya da vahim geçen bir günü nispeten tebessümle kapatmak için –mış gibi yapıyorum. Siz deyin Pollyannacılık ben diyeyim rol kesme…

Dağları Deldim Tek Başıma

Dağları deldim tek başıma.” Özlem Tekin şarkısı ve şu söz dizesi kadar insanı motive eden başka bir şey yok bence. Özellikle gerçekten tek başına hayat merdivenlerini bir bir çıkanlar için söylüyorum. Başarılı olma isteğim ve azmimin anahtarı da kendi kendimi motive edebilmek diye düşünüyorum.

Tabi ki ailemin manevi desteğine hep ihtiyacım oldu, bundan sonra da olacak. Ama bu çok ayrı bir durum. Benim demeye çalıştığım, biraz kendi kendine yetmeyi bilmek, az biraz da kendi kendini motive edebilmek. Elbette bu, gerçeklikten uzaklaşmamalı, yapılan hatalardan ders çıkarılmalı ve gerekli gereksiz her durumda deyim yerindeyse kendi kendimizi gazlamamalıyız.

İnanın bana, şu an dünyada benden başka kimse kalmasa (işin psikolojik boyutunu bilmiyorum ama) gittiği yere kadar yalnız kalabilirim. Bu, yalnızlığı sevdiğim için değil, kendimden hiçbir zaman sıkılmayacağımı biliyorum. Hep oyalanacak bir şeylerim vardır, her şeyden önce üretirim. Bir şeyler üretirken, üzerinde oynamalar yapıp son haline getirene kadar zaman öyle bir geçiyor ki hayret edersiniz.

Evet, insan sosyal bir varlıktır; sosyalleşmek lüks değil ihtiyaçtır. Zaten bu söylediğim de olacak diye değil, farklı senaryolar yazıp beyin fırtınası yapıyoruz sadece. Daha basit anlatayım, tek başınıza bir şeyler yaptınız mı hiç? Kendi kendinize kalıp saatler, günler geçirdiniz mi? Tek seyahate çıktınız mı mesela? Tek başınıza art arda 3-4 film birden izleyip, hüngür hüngür ağlayıp ardından kahkahalara boğuldunuz mu hiç? Tek başınıza sahile gidip gün batımını izlediniz mi, yüzdünüz mü ya da hiç bir restorana veya kafeye gidip bir şeyler yiyip içtiniz mi?

Sinirlenince veya üzülünce tek başına kendini sokağa atıp koşmak ya da yürümekten bahsetmiyorum. Zorunda kaldığınız için değil, gerçekten istediğiniz için tek başınıza bir şeyler yaptınız mı hiç?

İnsan kendini dinlemeyi bilmeli, ne zaman bir şey söyleyecek olsa “Aman senle uğraşamam şimdi hiç!” deyip ötelememeli iç sesini.

Demek ki:

  • Kendi kendimize yeteceğiz.
  • Kendi kendimizin yaralarını sarmayı, kendimizi motive etmeyi öğreneceğiz.
  • Yalnızlaşmadan, asosyal bir varlık olmadan, insan ilişkilerimizi iyi tutacak ama bir yandan da kendimize vakit ayıracağız.

Daha önce bunları yapmadıysanız, bu yazı bir sihirli değnek gibi size hemen bugün yaptırmayacak tabi ki. Zamanla yapa yapa öğrenecek, bir-iki değil belki ama üçüncüde keyif alabileceksiniz.

Yine klasik bir Ezgi yazısı, hangi duraktan bindik, hangi durakta indik kafası. İlçe değil, il değil, ülke değiştirdik galiba bu sefer. 🙈 😅

Olsun, elbet bir gün demek istediklerimi tam anlamıyla toparlamayı öğrendiğimde belki bir kitap çıkarırım. Ne dersiniz?… 🤔

Bu yazı çok içten, hatta en samimi, en çok beni anlatan yazı olsun istedim. Belki de bu yüzden yüz kere baştan sona tekrar okuması yapmadan direkt yayına alıyorum.

Kendinizden bir şeyler bulduysanız, bir yorum da sizden bekliyorum; biz bizeyiz.😉

Kilit Nokta: Doluluk Oranı” için 4 yorum

Kendininkini ekle

  1. Şahanesin yazıların içten ve her zaman ki gibi sürükleyici.. bol bol kendimden bol bol da senden parçalar görmek mutlu ediyor insanı umarım ilerde guzel bir kişisel gelişim kitabıyla da karşımıza çıkarsın.. iyi ki varsın Ezgi

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: