Madalyonun İki Yüzü: Sosyal Medya

Hepimizin ortak bir bağımlılığı varsa sosyal medya başı çeker kuşkusuz. İnternetin icadından bu yana bizi azar azar içine çeken o kadar farklı platform oldu ki; Mırc, Netlog, Yonja, MSN ve son dönemde Youtube, Facebook, Snapchat, LinkedIn, Twitter, Instagram ve daha nicesi. Telefonlara indirdiğimiz uygulamalardan bahsetmiyorum bile. Kendimizi ortaya koymaya çalıştığımız, başkalarını gözlemleyebildiğimiz o kadar farklı iletişim kanalları var ki… Peki, dijitalleşen dünya toplumsal ve bireysel olarak neleri değiştirdi? Sosyal medya insanların günlük alışkanlıklarını değiştirmesinde nasıl rol oynadı, sanal yabancıların hayatlarımıza etkisi nasıl oldu? Yine kafamda deli sorular… Bugün, internetin özellikle sosyal medyanın bireysel ve toplumsal etkilerini irdelemek, biraz beyin fırtınası yapmak istiyorum.

Women typing on the notebook

Arzu Nesnesine Dönüşme

Öyle bir duruma geldik ki artık sadece beğenilmek, fark edilmek için yaşıyoruz. Kendimiz hakkında düşündüklerimiz değil de, başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerine göre şekillendiriyoruz hayatımızı. Sosyal medyada yer alanlara göre giyiniyor, geziyor, eğleniyor, hatta yiyip içiyoruz. Kıyafetlerimizi, gideceğimiz mekanları, hatta makyaj stilimizi bile sosyal medya trendleriyle şekillendiriyoruz.

Tabii, en popüler trende ayak uydurmak adına da tek tipleşiyoruz; güya globalleşiyoruz. Çoğu zaman sanal çevremizde yer edinmek uğruna, bir başkalaşım haline giriyoruz. Aynı tarz giyinen, aynı makyaj stiline hatta aynı üsluba sahip pek çok kişiyle karşılaşmışsınızdır. Tamam, illa özgün olmalıyız demiyorum ama beğenilmek için kendimizi pazarladığımızın farkında mıyız?

Photography of People Using Smartphones

Tüm o trendleri takip edip, ayak uydurmaya çalışırken aslında kendimizi arzu nesnesine dönüştürüyoruz. X marka arabaya binmek gibi ya da Y marka bir saati almak gibi. Tabii, işin sosyal medya boyutunda aldığımız bu ürünleri bir de sergilemesi var… Marka bağımlılığı değil mesele, kendini ön plana çıkarma. Çevrenin, senin hakkında; ‘Buse de geçen gün şuradaydı, Ali’nin yeni arabasını gördün mü?’ demesi. İşte insanlarda yarattığın o algıdan sonra senin gittiğin mekan, senin kullandığın araba da kendi çevren içinde “trend“ler listesine ekleniyor. Tüm amaç da bu zaten, bir arzu nesnesi olarak senin insanları dolaylı bir tüketime yöneltmen. Hepimiz bu zincirin halkalarıyız aslında orası da ayrı tabi.

Bu konuyu öyle güzel ele almış bir Black Mirror bölümü var ki! İzlemeyen pişman olur…

3. sezondan Nosedive (Dibe Vuruş) bölümünün Trailer’ı👇

Zihinsel Evrim

Black and Gray Laptop Computer on Brown Wooden Surface

Bana göre sosyal medyanın iki yüzü var. Şu ana kadar bahsettiğim kısım bireyi tek tipleştirme üzerineydi. Gelelim madalyonun diğer tarafına yani sosyal medyanın eğlence değil de, bilgi ve haberleşme için olan kısmına.

Evlerimize internet girmeden önceki zamanı bir düşünelim. Dijital nesil dediğimiz Z kuşağı ve Alfa kuşağı bunu bilmez tabi ama 90 ve öncesi doğanlar o dönemde bilginin nasıl yayıldığını, Türkiye’den ve dünyadan nasıl haber aldığımızı hatırlarlar. Ana haber bültenleri, gazeteler bize neyi ne kadar veriyorsa onu o kadar alıyorduk.

Person Holding Business Newspaper

İnternet bir geldi; medya dijitalleşti, alışveriş dijitalleşti, devlet kurumları dijitalleşti gibi gibi örnekler saymakla bitmez. Tamamen dijital bir çağa ulaşmamıza da az kaldı işte, biliyorsunuz. E bilgi ulaşılabilir bir hal aldı, eskiden ansiklopedilerden günlerce araştırdığımız şeyleri 3 saniyede milyon tane kaynaktan elde eder olduk. Haber kaynakları çoğaldı, yetmedi alternatif medyalar oluştu. Evet, sosyal medya platformları da birer alternatif medya unsuru. Farklı kaynaklardan, farklı bilgiler saniyeler içerisinde milyonlarca insana ulaşıyor. İnsanlar fikirlerini belirtiyor, üzerine tartışıyor, vurgulanması gereken noktalara dikkat çekiyorlar.

Önceden kırsal bir yerde işlenen bir cinayet gazetede en fazla üçüncü sayfa haberi olarak yayınlanırdı, cinayette bir absürtlük yoksa haber bültenlerinde zaten kesinkez yer verilmezdi. Ancak şimdi Twitter’dan, Instagram’dan paylaşım yapıp, kamuoyu oluşturup o cinayeti duyurabiliyoruz, katilin bulunması için birlik oluyoruz.

Artık ana akım medyanın kuklası değiliz!

Two People in a Discussion with Mobile Phones

Ya da son dönemde artan -belki de bizim öyle bildiğimiz- kadın cinayetlerine, çocuk tacizlerine gelelim. Bunlar hiç mi yaşanmıyordu ülkemizde sizce? Yaşanıyordu elbette, yeni başlamadı bunlar bana kalırsa yeni çoğalmadı da hep vardı sadece haberimiz yoktu. Şimdi ise, her şeyi öğrenebildiğimiz toplumsal algı ve farkındalık oluşturabildiğimiz platformlar var.

Ben 25 yaşındayım, benden önceki nesil benim kadar bilinçli ya da duyarlı değildi. Benden sonraki nesil de benden daha bilinçli ve duyarlı olacak. Çünkü artık her şey duyuluyor, hiçbir şey gizli kalamıyor. Kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları hepsi gündemde. Toplum bilinci oluşmaya başladı bu konularda. Sesimizi duyurmaya devam ettikçe de bu bilinç iyice oturup yerleşecek.

Toplum olarak, sosyal medyanın kamuoyu yaratma gücüyle zihinsel evrim yaşadık biz ve bu evrimleşme süreci hala devam ediyor. Bizden çok daha duyarlı çok daha bilinçli bir nesil yetişiyor. İşte bu da umudumuz bizim!

Bu arada konuyla epey alakadar olan Sosyal Medya Detoksu yazımızı da okuyabilirsiniz.

Evrilemeyen Kısım

Man Holding Mug Filled With Coffee in Front of Macbook Air on Table

Sosyal medyayı madalyonun iki yüzü ile birlikte değerlendirdim: Belki de pozitif ve negatif olarak ayırabileceğimiz iki kısımdı bunlar. Peki bu iki kısım iki ayrı insan grubu mu, ne demek istiyorsun diyebilirsiniz. Instagram’da arzu nesnesi olup, Twitter’da toplum bilincinin parçası olamaz mıyız da diyebilirsiniz. Şahsi görüşüm, hayır olamazsınız. Birinde “ben” algısı diğerinde ise “biz” algısı var çünkü. He hem Instagram’da trend belirleyip hem Twitter’da toplumsal duyar kasanlar vardır tabii, zaten onlara “fenomen” demiyor muyuz ama?  😊

Neyse, velhasıl millet bu yazıyı iyi dileklerle noktalamak istiyorum:

Kadınların öldürülmediği, çocukların tecavüze uğramadığı, ezilenin sesinin gür çıktığı umut dolu yarınlara! (İlgili yazıyı da aşağıya bırakıyorum👇)

Sahi, Sen Kimsin?

Yazar: Buse Ürgir
Ajans Kriter Ekibi

Madalyonun İki Yüzü: Sosyal Medya” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: