IKEA Etkisi Nedir?

Tüketici Psikolojisi Dergisi’nde (Journal of Consumer Psychology) Mike Norton, Daniel Mochon ve Dan Ariely tarafından yapılan araştırma sonucunda ortaya atılan “IKEA etkisi – IKEA effect” kavramına değineceğim bugün.

Değişken bir değer olan IKEA etkisi sanılanın aksine sadece mobilya sektörü ile ilişkili değil; hemen hemen tüm sektörleri yakından ilgilendiriyor. Özellikle de pazarlama… Muhakkak hazır aldığımız bir puzzle tablosundan ziyade kendi emeğimizle yapıp çerçevelettiğimiz tabloya vereceğimiz değer çok daha fazladır. Fakat IKEA etkisinde bu değer verme durumu normale oranla biraz daha fazla; yani orantısız değer verme!

IKEA Etkisi Nedir?

1

Ürünün üretilmesinde, geliştirilmesinde, kısacası son haline gelene kadar gerçekleşmesi gereken aşamalardan birinde veya birkaçında katkı sağlayanların, ortaya çıkan ürüne normalden daha fazla değer vermesi durumuna IKEA etkisi deniyor.

Diğer  bir deyişle;

“Bir tüketici olarak, tükettiğin ürünün yapımına yardımcı olursan, katkı sağlarsan o ürünü daha çok seversin.”

IKEA Etkisi 1940’lı Yıllarda Baş Göstermiş!

2

IKEA etkisi ile inanılmaz derecede bağdaşan bir örnek vermek istiyorum. 1940’lı senelerde piyasaya ilk defa sürülen hazır kek karışımları o dönemlerde çok da beklenilen reaksiyon alamamış. Bunun en önemli sebebi de hazır karışım sayesinde kekin hiçbir emek sarf edilmeden, kolay bir şekilde yapılabiliyor olmasıydı. Bu tezi doğrulayacak şeyse, hazır kek karışımı üreten markalardan biri karışımdan yumurta ve sütü çıkartmış. Ve hemen akabinde bu markanın satışları diğerlerini geçmiş. Öyle ki bu strateji yumurta kırıp, süt eklemek yapılan keki biraz daha sahiplenmeyi sağlamış ve sarf edilen emek diğerine oranla biraz daha fazla olduğu için “armut piş ağzıma düş” oranı %60’lara kadar düşmüş.

Hatta benim de yakından takip ettiğim ünlü Youtuber Barış Özcan’ın şöyle de bir videosu var:

 

LEGO ve IKEA

ikea etkisi ile ilgili görsel sonucu

Evet, her iki markanın da ortak bir özelliği var, o da ürünlerini demonte sunması. Her ikisinin de farklı sektörlerde öncü markalar haline gelmesi de IKEA etkisinin ne denli kuvvetli olduğunu kanıtlar nitelikte. Aynı şey puzzle’lar için de geçerli. Demonte bir şekilde alıp, kılavuzla veya kılavuzsuz tamamen kendi emeğimizle, çabamızla meydana getirdiğimiz ürün bizler için “daha alınabilir” ve “daha değerli” oluyor kuşkusuz. Yani daha basit tabiriyle gidip herhangi bir mobilya mağazasından yemek masası veya kitaplık seçtikten sonra evimize getirmeleri ve kurmaları (hazıra konmak) yerine IKEA’ya gidip demonte bir şekilde alıp, adeta cerrahi bir operasyonda baş hekim edasında büyük bir incelikle ürünü monte etmeyi tercih ediyoruz.

lego ile ilgili görsel sonucu

LEGO da tıpkı IKEA gibi, fakat bu sefer işin “ihtiyaç” değil de “entertainment, yani eğlence” kısmını devralan, demonte bir şekilde onlarca, yüzlerce parçayı bir arada satan ve yol göstermeleri ile ürünü tamamen kendi çabanızla yerine getirmenizi sağlıyor. Seviyor muyuz? Hem de çok! LEGO ve IKEA’nın  bir diğer ortak noktası da kuşkusuz diğer rakiplerine oranla pahalı olmaları. Şimdi bu noktada muhtemelen şöyle diyorsunuz; “Hem demonte alıyoruz hem de daha fazla para ödüyoruz.” Zaten IKEA etkisi altındasınız, o an sizin için ücret pek de önemli olmayacaktır. Bir şeyi kendinizin “yaratacak” olma duygusu bile o an her şeyin önüne geçiyor inanın.

IKEA’dan ya da internetten başka bir markadan sıradan görünümlü bir kitaplık aldınız ve ne yaptınız ettiniz, talimatlara uyarak monte edip, ihtiyacınız olan yere yerleştirdiniz. Şimdi, o kitaplık her ne kadar sıradan görünümlü olsa bile nereden baksanız birkaç saat veya 1 tam gününüzü harcayarak monte ettiğiniz bir şey olduğu için deyim yerindeyse kılına zarar gelse üzüleceksiniz.

MAKER ve DIY Akımları

DIY ile ilgili görsel sonucu

“Kendin yap – Do it yourself” ve “Maker” akımlarının bu denli gelişmesi ve hızlı bir şekilde popülerleşmesini neye borçluyuz dersiniz? Elbette IKEA etkisine… Bakmayın sürekli IKEA etkisi deyip duruyorum ama aslında uzun yıllardan beri var olan bu kavramın neden böyle bir ad aldığını yazının başında söylemiştim. Duke, Yale ve Harvard üniversitelerinden üç araştırmacının bir bilişsel eğilim olarak tanımladığı IKEA etkisi, MAKER ve DIY akımlarına da büyük bir ivme kazandırarak, herkesin içinde var olan yaratma ve yaratıcılık duygularını alevlendiriyor.

Ne kadar ilginçtir; farelerde de bu tarz bir deney yapılmış ve gözlenen şeyse; fareler kolaylıkla erişebileceği yerden yemek almak yerine zor yerdekini almaya daha meyilliymiş.

Yukarıda paylaştığım Barış Özcan’ın da videosunda bahsettiği üzere (ki ben de bu fikrine %100 katılıyorum):

“Bizim en sevdiğimiz insan tipi ne? Çocuklarımız. Peki çocukların en sevdiği oyuncak tipi ne? LEGO Yani parçaları birleştirerek kendi yaptıkları oyuncaklar. Çünkü iki apayrı parçayı birleştirip yepyeni bir şeyi dünyaya getiriyorlar. Bizim neden çocuklarımızı bu kadar çok sevdiğimizi şimdi anlayabildiniz mi? Hala anlamayanlar, anlayanlara daha sonra açıklar veya ileride anlar.” – Barış Özcan

“The IKEA Effect When Labor Leads to Love” adı ile bilimsel literatüre de geçen IKEA etkisi hakkında Dan Ariely’nin Ted Talks’ta yaptığı harika bir konuşma var:

 

 

IKEA Etkisinin Avantajları ve Dezavantajları

ikea effect ile ilgili görsel sonucu

İlk ve tek dezavantajı ile başlayayım… “Dünyaları ben yarattım!” duygusu. Yani evet, saatlerini harcadın, bir şey meydana geldi, e biraz yardım alarak yaptın ama emek senin, sen yarattın. Tamam, iyi hoş da neticede o demonte hale getirmeye kıyamadığın bir ürün… Ama ötesi değil.

Avantajı ise kendimizi keşif yolculuğu. Şarkı yazan, beste yapan, içerik yazan ve her daim üretmenin gücüne inanan biri olarak içimdeki sanatçıyı nasıl keşfettim derseniz, o çocukluğunda hep bir şeyleri “yap boz, sonra tekrar yap” olanlardan biriydim ben de. Belki siz de öylesiniz ve bunu en başından beri bahsettiğim IKEA etkisinde olduğumuz ürünler ile keşfedeceksiniz. İçinizdeki zanaatkarı, sanatçıyı… Hoşunuza gidiyorsa IKEA mobilyası monte etmek, zorlayın kendinizi. Bir gün LEGO yapın, bir gün puzzle yapıp çerçeveletin, origamiye başlayın mesela, büyükler için boyama kitaplarından bir tane edinin, ahşap boyama yapın, takı yapın; yeter ki bir şeyler üretmek isteyin, gerisi öyle ya da böyle gelecektir. Daha da ileri gidin, bir şeyler yazın. Ne de olsa yazmak bir devrimdir!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: