Keşfedilmek İstemeyen Köy: Şirince

Şirince’yi bazen dinledikçe kulağa daha da hoş gelen şarkılara benzetiyorum. Size kendini sevdirmesi için zaman gerekiyor. Gezmesi dakikalarınızı alır ama keşfetmek için günlerinizi verirsiniz. Bense buraya her gelişimde farklı bir tat alıyorum, her seferinde beni şaşırtan hikâyeler dinliyorum.

Türkiye’de ilk köy turizminin başladığı yer olan Şirince, bana göre köy ve turizm gibi zıt kavramlara sahip iki kelimeyi birbirine yakıştıran nadir yerlerden biri. Geçmişten bugüne Şirince’nin görünümü dışında değişen hiçbir şey olmadı aslında. İnsanlarının sıcaklığı, güler yüzü, dokusu, verdiği hissiyat, kısacası köyü özel ve güzel kılan tüm kültürel özellikler hep aynı kaldı. Safranbolu evlerini anımsatan beyaz badanalı balkonsuz evleri, taş döşeli sokakları, otantik dükkanları ve evlerinin önünde el işi yapıp satarak geçimini sağlayan köylüleri ile nostalji rüzgarları estiriyor adeta. Olur da bir gün Şirince’den ev almayı düşünürseniz, gönlünüz ferah olsun çünkü bütün evlerin cephesi aynı yönde ve vadiye bakmaları nedeniyle de hiçbir ev diğerinin manzarasını kesmiyor.

20150419_105504

Şirince’yi bazen dinledikçe kulağa daha da hoş gelen şarkılara benzetiyorum. Size kendini sevdirmesi için zaman gerekiyor. Gezmesi dakikalarınızı alır ama keşfetmek için günlerinizi verirsiniz. Bense buraya her gelişimde farklı bir tat alıyorum, her seferinde beni şaşırtan hikâyeler dinliyorum.

Türkiye’de ilk köy turizminin başladığı yer olan Şirince, bana göre köy ve turizm gibi zıt kavramlara sahip iki kelimeyi birbirine yakıştıran nadir yerlerden biri. Geçmişten bugüne Şirince’nin görünümü dışında değişen hiçbir şey olmadı aslında. İnsanlarının sıcaklığı, güler yüzü, dokusu, verdiği hissiyat, kısacası köyü özel ve güzel kılan tüm kültürel özellikler hep aynı kaldı. Safranbolu evlerini anımsatan beyaz badanalı balkonsuz evleri, taş döşeli sokakları, otantik dükkanları ve evlerinin önünde el işi yapıp satarak geçimini sağlayan köylüleri ile nostalji rüzgarları estiriyor adeta. Olur da bir gün Şirince’den ev almayı düşünürseniz, gönlünüz ferah olsun çünkü bütün evlerin cephesi aynı yönde ve vadiye bakmaları nedeniyle de hiçbir ev diğerinin manzarasını kesmiyor.

20150419_103035

Sizi hemen köyün girişinde karşılayan Artemis Restoran, 1996 yılı öncesinde Şirince Taş Mektep’ti ve bu nedenle de restoranın bir bölümü, şu anda Taş Mektep Müzesi olarak hizmet veriyor. Haftanın tüm günleri açık olan müzeye ücretsiz giriş yapılabiliyor. Müzede sergilenen belgeler ve objelerin çoğunluğu, Tanzimat ile Cumhuriyet dönemlerine ait. Biraz daha ilerledikten sonra daracık ara sokaklardan geçiyorsunuz ve bir anda 90’ların başındaki Şirince ile gitgide modernleşen Şirince’nin karışımını sunan binalar, kahvehaneler, restoranlar ve pansiyonlarla yüz yüze geliyorsunuz. Her ne kadar birçoğu restore edilmiş olsa da sizi şimdiki zamandan uzaklaştırmaya yetiyor.

20150419_104532

Şirince’nin altını üstüne getirmişken elbette ünlenmesinde büyük payı olan ev yapımı sofra şaraplarından da bahsetmemek olmaz. Şarapçılık uzmanı Helmut Krauss 1999 senesinde Şirince’nin kaliteli ürünlerini keşfediyor ve buraya bir şarap fabrikası kuruyor. Modern teknolojinin de köye gelmesiyle birlikte hummalı çalışmalar başlıyor. Bugün Şirince’de adım başı şarap dükkânlarına denk gelebilirsiniz, ancak bu şarapların hepsi de aynı fabrikada üretiliyor ve satıcılar kendi markasının etiketini yapıştırarak satışa sunuyor. Türkiye’de ilk kez lezzetli şarapları ile adını duyurmuş olsa da Şirince’yi çevreleyen üzüm bağları yeterli olmadığı için Denizli yöresinden ve başka illerden de üzümler getirtiliyor.

20150419_105259

Kartpostalları aratmayan manzarası ve enfes serpme kahvaltısı ile keyif yapabileceğiniz Güllü Konakları, aynı zamanda konaklama imkânı da sunuyor. Ayrıca 2011 senesinde dünyanın en iyi kadın sihirbazı seçilen İlkay Özdemir’in sahibi olduğu Sihirbazın Evi’nde kalarak sıra dışı bir deneyim yaşayabilir, hatta sahibinden birkaç sihirbazlık numarası bile öğrenebilirsiniz. Şirince’yi gezerken biraz dinlenmek isterseniz, mutlaka bir kafede oturup kumda dibek kahvesi içmeli ve ortamın mistik havasını solumalısınız. Sadece bu köye özgü olan ve mürver isimli çiçekten yapılan Mürver Şerbeti, Şirince mutfağının olmazsa olmazlarından meşhur çöp şişi, gözleme ve ayran ikilisini, kabak çiçeği dolmasını ve Selanik usulü sebzeli güveç de kesinlikle denemeye değer.

20150419_105106

Yediden yetmişe tüm köy halkının “Şirince’ye özgü her şeyi pazarlama” stratejisi sayesinde ise hediyelik eşya konusunda hiç sıkıntı çekmeyeceğinizi söyleyebilirim. El yapımı sabunlar, ahşap ile ilgili aklınıza gelebilecek her şey, yöresel dokuma kumaşlar, kilim ve halılar, bakır kaplar, hemen hemen her tezgâhta karşınıza çıkabilir. Alışverişten ziyade zamanlar arası yolculuğa çıkmak, bu köyün bana yaşattığı en özel deneyimlerden birid. Çocukluğunun bir kısmını Şirince’de geçiren Yunan yazar Dido Sotiriyu’nun da dediği gibi; “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim Kırkınca (Şirince) cennetin bir parçası olması gerekir.” Hakikaten cennetin bir ön gösterimi yapılsa Şirince kesinlikle başrolde olurdu.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: