Yazmak Bir Devrimdir!

Herkes yazabilir. Evet, herkes. Hatta bence herkes yazmalı. Herkes iyisiyle kötüsüyle ve belirli aralıklarla içini dökmeli. Bunları birinin veya birilerinin görüp görmemesi önemli değil. Ne zamanki “Evet, bence bunu herkes görmeli.” dersiniz içinizden; işte o zaman yayınlayacağınız sayısız blog platformu ve sosyal ağı araştırmaya başlayabilirsiniz. Ama önce yazmak! Önünü, arkasını, sağını, solunu düşünmeden. Aklınıza her ne geliyorsa. Bir gün gelecek, tüm o yazdıklarınız bölük pörçük, tamamlanmamış yazılar, tahmin dahi edemeyeceğiniz şekilde birleşerek size doğru yolu gösterecek zaten.

Yazmak yetenek işi midir?

writer ile ilgili görsel sonucu

Hayatta hep yetenek (yani birini özel kılan ve herkesin yapamayacağı) ile herkesin yapabileceği şeyleri düşünmüşümdür. Daha doğrusu bu ikisi arasındaki farkı… Çünkü ben de kendi “yapabildiklerim, yapabileceklerim, yapamadıklarım ve yapamayacaklarımı” sorgularken bu ikilemde çok gidip geldim. Çok kez “Nasıl yapabiliyorsun?” ya da “Ben hayatta yazamam.” cümlelerine denk geldim. Bu cümleleri sarf edip benden iyi yazanları da gördüm. Şöyle ki bir enstrümanı çalmak yetenek değildir, öğrenirsin ve çalarsın. Şarkı söylemek, daha doğrusu söyleyebilmek yetenek değildir, öğrenirsin ve kitabına uygun bir şekilde söylersin. İşte tam bu noktada yani “yetenek” kavramının doğduğu kısımda o işi “nasıl yaptığın” devreye giriyor. Yani enstrümanı ne derece iyi çaldığın; evet daha çok çalışırsın, günde 8–10 saatini ayırısın, virtüöz olursun ama o enstrümanla yeri gelir, kelimelerin düğüm olduğu noktada enstrümanınla içini döker, hatta belki beste bile yaparsın. Sesin orta düzeydir, şan dersi ile daha üst seviyeye çıkarmışsındır, hatta belki albüm çıkaracak durumdasındır; fark etmez… Cliche but true; “Ses, Allah vergisi” ama orta düzeydeki sesi olanlar da çok iyi duruma gelebiliyor. Yetenekse şarkı söylerken ağzından çıkan her söze, nameye, notaya ne kadar ruhunu katabildiğindir.

yazı yazmak ile ilgili görsel sonucu

Biraz uzattım ama yetenek ve yazmak arasındaki çizgiyi en kalınından çizmek istedim. Yazmak da böyle işte. Herkes yazabilir, hatta çoğu kişi, doğuştan gelen yeteneği olsa dahi ilk yazdığını birkaç yıl sonra okuyunca muhtemelen kendinden utanır. Çünkü çok daha iyidir, gelişmiştir, kelimeler beyninde uçuşurken, kımıl kımıl içini kemirirken parmaklarının hızına dahi inanamaz. Yazmak, bir devrimdir, yeniliktir, daha doğrusu dönüşümdür derken tam da bunu kastetmiştim. Yazmak, önce “iç rahatlatma” olarak başlar, sonra günlük meditasyon rutinine; sonra profesyonel bir iş haline dönüşür ve bir bakarsın, sen bile o konuma nasıl ulaştığını idrak edemeden “Yazma yeteneğini ilk nasıl keşfettin?” “Nasıl bu kadar iyi yazıyorsun?” gibi sorulara cevap vermek durumunda kalırsın. Böylelikle hani o ilk yazdığın “okunamayacak” kadar kötü yazına bakıp; “Ne yeteneği, ben sadece bu işe adadım kendimi ve geliştirdim.” cevabını verip geçersin. Bu noktada öylesine keskin bir cevap vermek mümkün değil tabi. Belki de sahiden doğuştan gelen bir yazma yeteneğin var, ilk yazdığının o denli kötü olması senin yazma yeteneğinin olmadığını göstermiyor. Doğuştan gelen bir şey var ya da yok; ben yeteneği her daim gelişim olarak tanımlamışımdır.

Yetenek Gelişimdir!

coffee office work ile ilgili görsel sonucu

Aslında tek başlık altında hayata baktığım pencerenin iki ayrı tarafını yansıttım gibi bir şey oldu ama bu iki konu benim açımdan birbiriyle bağlantılı ve bu hayattaki amacımı, hedeflerimi ve en önemlisi de hayatın anlamını çözmeme yardımcı oluyor. Belki de zihnimdeki “çözülemeyen” şeyleri çözdüğümü sanmam için bilinçaltımın uydurduğu birkaç saçmalık bilemem ama zihnimi rahatlattığı kesin. Benden size bir tavsiye; hiçbir zaman “Acaba yetenekli miyim bakalım görelim…” deyip de gitar kursuna yazılmayın, “Gerçekten yetenekliysem zamanı gelir kitap basarım ya da tabiri caizse para basan bir blogger olurum.” diye yazmaya da başlamayın. Çünkü hiçbir zaman yaptığınız işe gerçek anlamda yeteneğinizin olup olmadığını anlayamayacaksınız. Bu bir süreç ve bu süreci ne şekilde değerlendirdiğiniz, kısacası katettiğiniz yol, sizi o cevaba en yakın konuma getirecektir. Ana başlıktan kopmadan, lafı da fazla uzatmadan, “Her ne olursa olsun, yazmaktan vazgeçmeyin.” diyerek noktalayayım. 🙂

Yazmak Bir Devrimdir!” için bir yorum

Kendininkini ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: