Sürpriz Yumurtadan Özbek Çıktı!

Bu aralar köy yaşantısı, dağ köyleri, balıkçı kasabaları derken, basit, mütevazı, minimalist ve teknolojiden olabildiğince uzakta yaşamanın peşine düştüm. Malumunuz artık köyler de turistik ve turistik olmayan diye ikiye ayrılıyor. Bazıları var ki, insanların keşfedip gelmesiyle daha da güzelleşiyor, hatta yok olmanın eşiğinden dönüyor; mesela Şirince. Ama bazıları da turistlerin ilgisinden bunalan köylülerin evlerini satıp terk etmesi ve yazlıkçılarla dolup taşması ile tamamen köy kimliğinden çıkıyor; mesela Yeşilyurt. Bugün kaleme alacağım yer yaklaşık 2 hafta önce (2017 Mart ortası) keşfettiğim Özbek Köyü. Yarışmaya 1. kategoriden katılıyor kendileri; turistik ama hala şirin kalabilmeyi başarmış balıkçı köyü.

“Restoran Yönetimi” dersimizin hocasının tavsiyesiyle sadece bir balık restoranı keşfetmeye gitmiştim esasında. Ama gel gör ki, sürpriz yumurtadan bir değil, 2 keşfedilecek yer çıktı: Şu vakte kadar varlığından bile haberdar olmadığım için üzüldüğüm Özbek Köyü. Eve döner dönmez köyle ilgili sıkı bir araştırma yaptım ve vereceğim özet bilgilerle sizi de gitmeye ikna edeceğime eminim. Ne de olsa Word of Mouth – ağızdan ağıza yayılmanın gerekleri bunlar.

Köyü, yemek yedikten sonra keşfetmek istediğimiz için doğruca restorana gittik. Gittiğimiz balık restoranı, 50 yıllık babadan oğula geçme bir işletme olan Akın’ın Yeri. Balık ve mezede gerçekten deneyimlediğim için söylüyorum, çok başarılılar. Hizmet hızlı, kapıda güler yüzlü karşılama ve uğurlama, ferah ortam, geniş masalar ve leziz menüsü. Yemek sonrası gelen meyve tabağı ve Türk kahvesi ikramları da ayrı bir cezbediyor tabii. Sahiden bir restorandan daha fazla ne beklenir ki?

Herkesin damak tadı farklıdır elbet ama önermeden geçemeyeceğim; resimde en sağda bulunan peynir tatlısı! Böyle bir şey yok. O hafif kendini salmış dondurmayla buluştuktan sonra damağınızda kalan tat, tarif edilecek gibi değil. Diğer favorilerim; balık köfte, kalamar tava, kaşarlı sardalya, midye dolma ve hala tadı damağımda olan Denizci Böreği. İşin en güzel kısmıysa tatlılar dahil menüde yer alan her şeyi, en ufak bir lekenin bile gözüme çarpmadığı camekanların ardından kendiniz seçmek. “Denizden babam çıksa yerim.” diyen İzmirlilerin ikinci evi Akın’ın Yeri olabilir.

Afiyetle yemeğimizi yedikten sonra üzerine bu şirin sunumla birlikte nane likörü eşliğinde bol köpüklü Türk kahvelerimiz de gelince hakikaten “daha ne olsun!” dedik. Restorandan çıktıktan sonra hemen karşısındaki iskeleyi turladım ve birkaç fotoğraf çektim. Fotoğraf makinem yoktu ama telefonumla idare ettim, o yüzden fotoğrafların kalitesi biraz düşük olabilir.

Şöyle de güzel bir Cenap Şahabettin sözüyle tamamlamak isterim bu fotoğrafı:

“En çok bolluk getiren yağmur, alın teridir.”

Bu arada Özbek’te denize girmek isterseniz Akkum Sahili’ne gidebilirsiniz. İskele ve sahil kenarındaki kafe ve restoranlar da inanılmaz güzel ve müşterisi bol görünüyordu dışarıdan. İskeleyi de turladıktan sonra köy meydanına geldik. Meydandaki 1000 yaşındaki devasa servi ağacı ve hemen yanı başındaki köy camisi mutlaka görülmeye değer. Bu ağaç, 10 yıl öncesinde uzmanlar tarafından 9000 yıllık olarak tespit edilmiş. Urla’nın birbirinden güzel 16 köyünden biri olan Özbek Köyü, anason, nohut, kavun, zeytin ve üzümün en iyisinin yetiştiği bir köy ve köylüler geçiminin büyük bir kısmını balıkçılık başta olmak üzere tarımdan sağlıyor. Köydeki balıkçı restoranlarında yiyebileceğiniz en leziz ve taze balıklardan bazıları; çipura, sargoz, levrek, mercan, mırmır, kefal, kaya, tekir barbunu, karides ve dil balığı. Daha farklı lezzetler arıyorsanız, Özbek katmerinin meşhur olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra Akkum Yongası adındaki hamur kızartması da epey popüler burada.

1950 senesinde Urla Hükümet Konağı’nda çıkan yangında tüm belgelerin yok olmasıyla köye dair birçok bilgi de uçmuş oldu. Muhtarın ve köylülerin söylediklerine göre yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi olan Özbek Köyü, Osmanlı döneminde Özbekistan’dan göç eden bir aşiret tarafından kurulmuş. Bu yüzden de ismi Özbek. Bugünse toplam 200 hanesi olan Özbek’in son yıllarda yazlıkçı akınına uğraması nedeniyle gezerken o turistik havayı fazlasıyla soluyorsunuz. Ama her ne olursa olsun, taş evlerinin gayet fotojenik olduğunu belirtmeliyim.

Cami ve 1000 yıllık servi ağacının olduğu yerde yan yana dizili küçük tezgahlar göreceksiniz, e bir de tonton teyzeler, geçimini bir şeyler yapıp satarak kazanan kadınlar. Hemen hemen bütün tezgahlarda olan şeylerse envayi çeşit mevsimlik ve tazecik Ege otları, katmer, börek, baharat, köy yumurtası ve peyniri, ev yapımı salça, reçel, erişte ve tarhana, zeytin, üzüm ve tabi ki olmazsa olmazlardan köy ekmeği.

Köye ulaşım konusunda toplu taşıma tercih edecekseniz, önce Üçkuyular’dan 725 numaralı belediye otobüsü ile Urla’ya, sonra da Urla garajından kalkan minibüs ile direkt Özbek Köyü’ne gidebilirsiniz. İzmir’den 50 km, Urla’dan ise 7 km uzaklıktaki Özbek’e Kendi aracınızla gelecekseniz de İzmir-Çeşme otobanından Urla’ya sapın, ilk olarak İzmir Çeşme Caddesi, sonra da Özbek Caddesi boyunca ilerleyin. 11 km uzunluğundaki sağlı sollu ağaçlıklı yolda ise bütün camları açın, mis gibi köy havasını içinize çekin…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: