Ne Kadar Değil Nasıl Yaşıyoruz?

İnsanların ortalama ne kadar yaşadıkları ya da bu süre nasıl uzatılabilir, her yerde yazılıp çiziliyor, istatistikler veriliyor hatta komiktir ne kadar yaşayacağınızı güya bilen yaşam ölçerler bile var internette. Fakat nasıl yaşadığımıza dair sorgulamıyoruz çoğu zaman. Bir günümüzü ya da bir senemizi nasıl geçiriyoruz diye sormuyoruz kendimize. Akşam yastığa başımızı koyduğumuzda“Ben bugün ne yaptım?” sorusunu cevaplamadan uykuya dalıyoruz. Hayatımız plan yaparak mı geçiyor yoksa başkasının bizler için yaptığı planları eyleme geçirmekle mi?

Deriz ki zaman sahip olduğumuz en kıymetli şeydir ve çok da doğrudur. Zaman, bana göre insanın doğum ve ölüm anları arasındaki olgudur, ötesi değil. Hiç kimse bir gün öleceğinin bilincinde olsa bile sürekli ölümü düşünerek yaşamaz. Yarınının da bir ay sonrasının da olacağını varsayar. İnsan, doğumundan ölüm anına kadar yaptıklarıyla, yaşadıklarıyla ve bu dünyaya bıraktıklarıyla göçüp gider. Pişmanlıklar da vardır, kazanımlar da…

Gerçekten sevdiğiniz bir bölümü mü okuyorsunuz ya da sevdiğiniz bir işte mi çalışıyorsunuz? Her gün uyandığınızda güne enerjik başlamak için herhangi bir çaba harcıyor musunuz yoksa erken uyanmanız gerektiği için güne sitemle mi başlıyorsunuz? Ailenizle ya da arkadaşlarınızla olan iletişiminiz ve ilişkiniz nasıl? Bir gün içinde sarfettiğiniz kelime sayısını not etmek biraz güç olabilir belki ama ortalama rakamları duysanız çok şaşıracağınıza eminim. Bir kafeye gittiğinizde başlar öne eğik, telefon ile vakit öldüren, karşısındaki ile iki üç kelime konuşan kişiler görmüyor musunuz? Belki siz de onlardan birisiniz.

Gerçekten merak konusu ne kadar yaşadığınız ya da yaşayacağınız olmamalı. Her saniyenizi nasıl değerlendirdiğinizde asıl mesele. Yapmaktan büyük zevk aldığınız herhangi bir şey, bu spor olabilir, puzzle yapmak, bilmece çözmek, televizyon izlemek herhangi bir şey veya birden fazla olabilir. Tüm bunların dışında kişisel gelişiminiz için uyguladığınız herhangi bir şey var mı peki? Zamanım yok demek hangi durumda olursanız olun bahanelerin en büyüğüdür. Zamanım yok dedirtecek kadar sizi kısıtlayan bir şey zaten sizi mutlu da etmiyordur. Dolayısıyla her an sizi mutlu eden her ne ise ona odaklanın gerisi zaten gelecektir. Hayatınızda küçük değişimler yapın. İşe şu birkaç soruyu cevaplayarak başlayabilirsiniz:

  • Yaşlandığınız zaman geriye dönüp baktığınızda neyi hatırlamak ya da neye sahip olmak istiyorsunuz? 20–30 belki de 50 yıl sonraki halinizi hayal edin. Maddi kazançlarınız mı yoksa tebessüm edeceğiniz anılarınız mı?
  • Çevrenizdeki kalabalık sizi yoruyor mu? Az ve öz mottosunu edinin. Hayatınızı minimalize etmeyi öğrenin.
  • Zamanla yarış içinde olmak yerine hayatı akışına bırakmayı daha önce hiç denediniz mi?
  • Anneannelerimizden dinlediğimiz eski toprakların hayatlarını araştırın, fotoğraflara göz gezdirin, o dönemlerde yaşamak ister miydiniz? Bu hala sizin elinizde. Sadelik…
  • Hayata geliş amacınızı biliyor musunuz? Kaç yaşında olursanız olun, bu dünyaya bir amaç için geldiniz, adınız gibi sayıklanması gereken tek şey bu belki de…

Hayatınızın her anının kıymetini bilerek ve gerçekten iyi değerlendirerek yaşamanız dileğiyle…

Foto: Tom Hussey’s “Mirror” & Reflection Series

Ne Kadar Değil Nasıl Yaşıyoruz?” için 3 yorum

Kendininkini ekle

  1. Özgürlük, istediğin her şeye sahip olmak değil, istemediğin şeyleri yapmıyor olmaktır. Özgürlük arayışında olan insan, işe iç dünyasında sadeleşerek başlarsa daha kısa sürede daha büyük yol kat edecektir.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: