Mis Kokulu Festival

Tam da şu anda kahvemi hazırladım ve başladım mis kokulu festivali yazmaya. Aslında festivalden bir hafta öncesinde Instagram’da İstanbul Kahve Festivali’nin iştah açıcı fotoğraflarına denk gelmiştim ve iç geçirmiştim keşke ben de orada olsam diye. Sesimi duymuş olmalılar ki, bir hafta sonrasında festivalin aynısı İzmir Arena’da düzenlendi. 2016 yılında İstanbul’da 3.sü İzmir’de ise ilki düzenlenen bu festivalde gördüklerimi, tattıklarımı, en çok da hayran kaldıklarımı sizlere anlatacağım.

Açıkçası ilk başta her ne kadar kahveye aşık biri de olsam “kahve” konulu bir blog yazacağım için endişeliydim. Hele ki kahve festivaline katılmışsanız, aslında kahve hakkında bildiklerimizin ne kadar da az olduğu gerçeğiyle yüzleştiğiniz zaman… Neyse ki festivalde satılan ve ne zamandır da almayı düşündüğüm Türkiye’nin ilk ve tek kahve kitabı olan Cenk R. Girginol kalemiyle “Topraktan Fincana” kitabını edindikten sonra yazımı tamamlamaya karar verdim. Kahveye dair öğrenecek çok şey var, ileriki zamanlarda kahve konulu bir yazı da yazacağım. Ama kısaca bahsetmem gerekirse hayatımızda büyük yeri olan kahvenin hikayesinin bir keçiyle başladığını söylesem size? “Milattan Sonra 700’lü yıllarda Çoban Kaldi keçileri otlatılırken keçilerin yediği kırmızı bir meyvenin ardından canlandıklarını, daha fazla hareket ettiklerini ve uyumadıklarını görmüştür. İşte kahvenin keşfi…” – Topraktan Fincana”

Toplamda 82 kahve firması, 14-15-16 Ekim 2016 tarihleri boyunca İzmir Arena’da kahve severlerle buluştu. Festival alanının büyük ve denize sıfır olması da deniz ve kahve kokusu eşliğinde birçok farklı lezzet tatmamızı sağladı. Hem kapalı alanda hem de dışarıda çok sayıda stant ve 12.00-00.00 arası hiç susmayan müziklerin çalındığı ve dans, konser etkinliklerinin düzenlendiği konser alanı vardı. Müzik dinletileri, sergi, pandomim gösterileri, sokak sanatları, fotoğraf yarışması, Latin dans gösterileri, dev kutu oyunları, workshop, cupping, barista şov gibi sayısız etkinliği İzmirlilerle buluşturan bu festivalde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Arkadaşım ve ben ilk olarak kapalı alandaki stantları ve üst kattaki sergiyi gezmeye başladık. İlk durağımız Coffee Sapiens’in standıydı. Bu stantta ve diğerlerinde dikkatimi çeken en önemli şey baristaların inanılmaz keyif alarak işlerini yaptıkları ve bıkmadan kahve severlere açıklamalar yaptığı, servis ettikleriydi. Bu da aile sıcaklığında, samimi bir ortamda geziyormuş hissi verdi bana. Bu stantta daha önce gözümden kaçan Chemex’e rastladım. Chemex yöntemiyle demlenen kahve tadımı yaptık. İlk içtiğim kahve üzüm ve lime aromalarının birleşimiydi ve limonun verdiği keskin, ekşimtırak tadı çok sevdim. Diğer tattığımız kahve ise oraletimsi bir tattı, o da hoşuma gitti. Chemex yönteminin en can alıcı özelliği, suyun kahve ile buluşması esnasında başlıyor. Filtre kahve makineleri gibi tek bir noktadan değil de dairesel olarak ve yavaşça kahveyle buluşan sıcak su sonunda enfes bir kahve içiyorsunuz.

İkinci uğradığım stant hemen çaprazındaki Coffeetopia standıydı. En çok dikkat çeken ve özenle hazırlanan stantlardan biriydi belki de. Karton bardaklarından tutun da kahve temalı grafitilere kadar her şey dört dörtlüktü. Öyle ki önünde hemen hemen herkes fotoğraf çektirdi. Orada da cappuchino tadımı yaptık ve sunumu, tadı enfesti. Coffetopia standına yakın bir bölgede Starbucks Reserve standı vardı ve gün boyunca hareketliydi orası açıkçası. Yine kapalı alandaki Geyik standı da yoğun ilgi görenlerdendi.

Üst katta da sanat sergisi vardı. Kuklalar, Türk Kahvesi ve kahve çekirdekleriyle yapılan resimler, oldukça ilgimi çekti. Abimin de bir ara kahveli resimler yapmasından dolayı alışkınım aslında. Tüm evi kahve kokusu sarıyordu ve ortaya da harika bir şey çıkıyor. Kesinlikle denemelisiniz.

Olcayto İbili

Gelelim açık havadaki kahve stantlarına. Şüphesiz ki festivalin en büyük ve en çok ilgi gören standı, 1871 senesinde Tahmis Sokak’ta serüvenine başlayan Kuru Kahveci Mehmet Efendi idi. Kuru Kahveci Mehmet Efendi, güler yüzlü ekibiyle, kahve tutkunlarına Türk Kahvesi ikram etti ve üst katlarında deniz manzaralı masaları da ziyaretçileri için hazırlamıştı. Bir de üstüne üstlük her standı ziyaret edene de içerisinde Türk kahvesi, kahve fincanı, magnet, filtre kahve olan bez çanta hediye etti. Hem leziz hem de denizin kokusunu içinize çeke çeke Türk kahvesi içmek tüm yorgunluğumu aldı elbette…

Sonrasında “Çıtır Fincan” ile tanıştım. O kadar renkli, o kadar leziz görünüyordu ki uzun kuyruğa aldırış etmeden beklemeye başladım. Aslında olay gerçekten basit, kahvenizi içiyorsunuz sonra fincanı yiyorsunuz. Kurabiye evde yapılabiliyor ama Çıtır Fincan’ın tarifi özel çünkü içerisindeki kahve, süt, çay, salep, Türk kahvesi ya da her neyse o içeceğin tadını sineye çekip, kurabiye muazzam bir kıvama ve lezzete bürünüyor. Sonrasında sizeyse parmaklarınızla birlikte yemesi düşüyor. Çıtır Fincan, İzmir’den çıkma bir girişim ve İzmir’de şubeleri var, aynı zamanda internet sitesinden çıtır fincanlarınızı sipariş edebiliyorsunuz. En tatlı hediye alternatifi ya da misafirlerinize sunum şekli olabilir.

Festivalden bana kalan en güzel şey samimiyetti en başta da söylediğim gibi. Sanki 40 yıllık dostum gibi herkes bana gülümsüyor, bir şeyler satmak değil de gerçekten anlatmak ve paylaşmak için konuşmak istiyordu. Bir sonraki durağım Basic Jewel oldu. Çok sevecen yaratıcısı Burcu Kırmızı ile biraz sohbet ettik. Ve “Her gecenin bir gündüzü var” konseptli koleksiyonunu, tasarımlarını inceledik. Gerçekten daha önce hiçbir yerde görmediğim parçalar vardı ve kesinlikle Instagram hesabına bir göz atmanızı öneriyorum. Tasarım demişken Basic Jewel’ın biraz ötesinde LaTua Design gözüme ilişti ve orada festivale ve sadece kahveye özel tasarım ürünler bulunuyordu.

Dilerdim ki gezdiğim tüm stantları, tattığım tüm kahveleri bir bir anlatayım ama en beğendiklerimi arasından seçtim ve sizlerle paylaştım. Mis kokulu festival, ilk kez İzmir’de düzenlendi ama deniz kokulu memleketime çok yakıştı. Biz kahve severleri çok bekletmeden ikincisini dört gözle bekliyor olacağız.

Mis kokulu, Bol kahveli günler, Sevgiyle Kalın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: