Kültürel Keşifler: Bademler Köyü

76 yıldır 7/24 açık halk kütüphanesi, 1969 senesinde açılan tiyatro salonu ve 30’lu yıllardan beri oyun sahneleyen köy halkı, Türkiye’nin ilk oyuncak müzesi ve çok daha fazlası.. Yanlış anlamayın, ütopik bir yerden bahsetmiyorum: Bademler Köyü hayal değil, gerçek! İzmir’e sadece 35 km uzaklıkta ve Güzelbahçe ile Seferihisar arasında yer alıyor. Seferihisar’a ve Urla’ya 9’ar km mesafede bulunuyor. Köyde sadece kütüphane, müze, tiyatro salonu değil, berber, bakkal, kahvehane ve diğer dükkânlarda da Albert Einstein’dan tutun da Deniz Gezmiş’e kadar birçok kişinin posterleri var. Tamamının okuryazar olduğu köy halkı, vakit buldukça birbirleriyle tiyatroda sahne tekniklerini, hangi oyunların sahneleneceğini, edebiyat ve felsefeye dair fikirlerini paylaşıyor. Gerçekten de ekiyorlar ve ektiklerini de biçiyorlar. Köy ile bağdaştırdığımız tabuları silip atan Bademler Köyü’nde yok yok adeta. Her zerresinden sanat akıyor.

Bademler Köyü’nde ilk yerleşik hayata geçildiğinde sadece 12 çadır ve 3 ev varmış ve birkaç yıl içerisinde fazla sayıda göç almış. Köyün çevresindeki birkaç badem ağacı nedeniyle de Bademler ismini alan köyde yaşayanlar, geçmişte çok zor zamanlar geçirmiş. Başlıca problemler, susuzluk ve çok vakit harcayarak yetiştirdikleri tütünden para kazanamamalarıymış. Köyü terk etmek yerine bu zorluklardan daha da güçlenerek çıkan ve köyün kaderini değiştirmek isteyen köy sakinleri, birlikten kuvvet doğar diyerek 1962 senesinde bir kalkınma kooperatifi kurmuşlar. Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi herkese umut olmuş. Şimdilerde yaklaşık 1500 kişinin ikamet ettiği Bademler’in temel geçim kaynağı çiçek ve görünüyor ki, o zor günler yerini kültür ve sanatla iç içe, huzur dolu bir yaşantıya bırakmış.

Türkiye’nin En Temiz Köyü

Haftanın her günü sokakların yıkandığı köy, haliyle tertemiz ve bu da tescillenmiş: “Türkiye’nin en temiz köyü” unvanını taşıyor. Bademler Köyü 2012’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenen yarışmada 1. olmuş. Köy geneli beyaz badanalı evlerden oluşuyor.

Çünkü Okumak Kuşlar Gibi Uzak Diyarlara Gitmektir!

İlklerin köyü olarak bilinen Bademler, çok büyük olmamasına karşın içerisinde çoğu köyde olmayan şeyi barındırıyor esasında. 19 Mayıs bayram sabahında gittiğim bu şirin köyü gezmeye ilk olarak Halk Kütüphanesi ile başladım. Kütüphanenin de bulunduğu parkta Atatürk büstü ve Japonların dostluğu simgelemesi için yaptırdıkları bir heykel var. Bu kütüphane, İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi’nin bir şubesiymiş. Köyde her yer birbirine yürüme mesafesinde olduğu için yaklaşık yarım saat içerisinde köyü gezmeniz mümkün.

Bu Köydeki Herkes Doğuştan Oyuncu!

Daha önceden de methini duyduğum Türkiye’nin ilk ve tek köy tiyatrosunu görmeye gittim. İzmir’de Devlet Tiyatrosu kurulmadan önce hayata geçirilen bu köy tiyatrosunun mazisi çok eskilere dayanıyor. 1925’te köye atanan Öğretmen Mustafa Ararat’ın aşıladığı tiyatro sevgisiyle o gün bugündür köylüler bu salonda yılda en az 1-2 oyun sergiliyor. Hatta Bademler Köy Tiyatrosu’nda sahnelenen ilk oyun da “Yarım Osman’mış. Şimdiyse köyde kültür sanat derneği var ve tiyatro oyunları için seçmeler burada yapılıyor. Oyun için gerekli bütçe, nasıl bir oyun olacağı, kaç kişiden oluşacağı, oyunun duyurulması gibi hemen hemen her şey bu dernekte masaya yatırılıyor.

Bugünkü tiyatro salonunun bulunduğu bina 1969 yılında hizmete başlamış. 30’lu yıllardan binanın açılışına kadar tiyatro oyunları Çeşmebaşı adındaki köyün meydanında sergileniyormuş. Bu arada 1963 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanan Susuz Yaz filmi de Bademler’de çekilmiş. Filmin başrol oyuncuları, Hülya Koçyiğit, Erol Taş ve Ulvi Doğan. Burada çekilen bir diğer film ise “Pembe Kadın” oldu.

Girişteki görevlinin söylediğine göre zaman zaman konuk oyuncular, oyunlar olduğu gibi Bademler tiyatro ekibi de bazı organizasyonlara davet alıyorlarmış. Bir yandan tiyatro ile ilgili bilgi alırken diğer yandan da fotoğraf çekiyordum ve tam sahnenin oraya geldiğimizde görevli arka taraftaki paravanları gösterip nasıl yaptıklarını anlattı. Kar amacı gütmek bir yana dursun, tiyatro ekibinde bulunan köy sakinleri, akşam işten çıkıp burada prova alıyorlarmış. Hem zamanlarından feragat ediyorlar hem de tüm köy halkına güzel bir seyir keyfi yaşatıyorlar. Düşünün ki, bu köyde 7’de 70’e herkes bir şekilde bir oyunda sahne almış, alkışlanmış ve takdir görmüş. Düşünün ki, köydekiler Hamlet, Pişekâr, Macbeth, Kral Lear, Vanya Dayı, Juliet gibi lakaplarla birbirlerine sesleniyor. Köy diyorum ama ismi öyle yoksa bana göre köy, şehir hiç fark etmez. Benim için bir yeri özel kılan orada yaşayan insanlar ve ne yaptıklarıdır. Etiketlerden olabildiğince arınmak gerek. Bkz. “Etiketlerin Savaşı”

Türkiye’nin İlk Oyuncak Müzesi

Bademler’deki son durağım da rahmetli Arkeolog Musa Baran tarafından yaptırılan Çocuk Oyuncakları Müzesi oldu. Müzenin başında bekleyen kimse yok, kapısı açık, isteyen girip bakabiliyor. İki katlı küçük bir ev müzeye dönüştürülmüş ve içerisinde eski dönemlerden bu zamana kadar oyuncakların gelişimini ve değişimini gözler önüne seren eşyalar var. 1924 senesinde Bademler’de doğan Musa Baran, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji bölümünde eğitim görmüş ve antik çağ ile günümüz çocuk oyuncaklarını karşılaştıran çeşitli araştırmalar yapmış. Müzede sergilenen oyuncaklar arasında tavlanın henüz evrim geçirmemiş hali, uçurtma, dama benzeri oyunlar vardı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: