Gezmeye Gezdik de Hani Yazı?

Şu vakte kadar sayısız gezi yazısı okumuşumdur. Fakat gezi yazılarında en önemli nokta, tanıttığı yer hakkında bilgi verirken, yazının sonunda gidilecek yerler listenize o yeri de eklemenizi amaçlar. Biz buna kısacası ilham kaynağı olmak diyoruz. Bir cümleyi onlarca farklı şekilde yazabilirsiniz. Okurlarınızı düşünerek yazmak, sizi belli çerçevelere sokar. Bunun olmasına izin vermeyin. Bir çerçevenin içinde yazmak zorunda değilsiniz. Aklınıza geldiği gibi, doğru bilgilere dayandırarak yazılarınızı yazın. Ben başarının ancak bu şekilde geldiğini düşünenlerdenim. Bir yazar asla kelime sayısıyla, yazı dili çerçeveleriyle, SEO kurallarıyla kısıtlanmamalı. SEO deyip geçemem çünkü bir noktada yazılarınızın okunmasını sağlayacak en büyük yardımcınız. Anlatmaya çalıştığım, bilgisayarınızı açtınız, elinizde kahve ve başladınız yazmaya, o anda yazınızdan başka hiçbir şeye odaklanmamanız gerekir.

Birçok farklı konuda makale ve içerik yazarlığı yapan biri olarak, yazmanın gerçekten diğer hiçbir uğraşa/sanata/mesleğe benzemediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Aynı zamanda şarkı, öykü, deneme, senaryo, şiir, şarkı sözü yazma alanlarında da tecrübem var fakat bu yazdıklarımın hepsi birbirine benzemiyor gibi görünse de; işin özü, yazmak, yani aklından geçenlerin belli bir kalıba girmiş hali aslında. Ben bir yazıya başlarken, bittikten sonra ne olacağına (öykü mü, deneme mi, şarkı mı) daha başlamadan karar vermem. Bunu gidişat gösterir; yazım biter, zaten o ne olacağını kendi söyler bana. Belki birkaç kelimeden güzel bir şarkı çıkar belki de bir blog yazısı. Yazı uzarsa uzar, ya da iki cümle kalır, “bitmemiş yazılar” klasörüme biri daha eklenir. Bu hiçbir sorun teşkil etmemeli. Yazınızı ve fikirlerinizi asla belli başlı kalıplara sokmayın. Bu hem kendinize hem de okurlarınıza haksızlık olur.

Gezi yazılarına gelecek olursak; gezi yazısı yazmak için illa da dünyanın 50–60 ya da 3–5 ülkesini gezmiş olmanız gerekmiyor. Bu duruma en güzel örnek benim. Başta kendimi keşif yolculuğumda en büyük destekçim ve yol göstericim, yazılarım. Gezi yazıları, insanlara gezmeyi sevdirecek, yeni insanlarla tanışmak, yeni kültürler tanımak, yeni lezzetler tatmak gibi paha biçilemez deneyimlere sahip olmaya şevklendirmesi, kısacası yazıyı daha okurken bile içini kıpır kıpır ettirmesi gerekir. Gezi yazısı dilinin oldukça sade, yerli yerinde edebi süslemelerin ve betimlemelerin kullanıldığı, bayağılıktan uzak ve ağdalı sözcüklerin abartılmadığı, bilgiyi dolu dolu verdiği kadar insan psikolojisine de oldukça hakim bir dil olduğunu düşünüyorum. “Ben bu cümleyi okusaydım ne hissederdim?” ya da “Ben bu yazının başlığını gördüğümde tıklar mıydım?” gibi kendinize basit sorular sormak ve empati yapmak her zaman işinize yarar.

Evinizin 2 km uzağındaki bir yeri bile gezi yazısı dilinde yazmanız mümkün. Bu 30 metrekarelik bir müze de olabilir; tahterevallisi kırık bir park da olabilir; tarihi bir kütüphane binası da olabilir. Kilit nokta, anlatacağınız yerin tarihine, kültürüne vb. kriterlerine hakim olmanız ve insanların gitmesini isteyecek kadar aslında sizin de o yere bir nevi güvenmeniz & inanmanız gerekir. Arkası boş sözlere yazınızda yer vermeyin ve yazdığınız her cümlenin güncel ve doğru bilgilerden oluşması gerektiğini unutmayın.

Bir başka değinmek istediğim nokta ise başlıklar. Açıkçası 3–5 aylık makale çevirmenliği deneyimine sahip biri olarak, İngilizceden Türkçeye çevirdiğim makale, blog yazılarını seçerken beni ilk etkileyen faktörün başlığı olduğunu söyleyebilirim. Kaç kişi tarafından okunduğu ya da yazarının ne kadar ünlü olduğu umurumda bile olmaz. Sizin de olmasın. Yazının başlığı ilgimi çekerse o yazıyı asla okumadan es geçmem. Elbette bu demek değildir ki; her başlığı güzel olan yazı iyidir ya da her başlığı basit ve sade olan yazı kötüdür. Ama başlık, yazdığımız yazının ismidir. İnsanların yazınızla ilk temasa geçtiği cümledir. Sihirli olması, her şeyden önce de özgün ve farklı olması gerekir. Hemen göze çarpan bir başlık arayışındaysanız, ters işlem yapmayı deneyin, mutlaka işe yarar. Birkaç örnek verecek olursam:

  • Hayatta Yapmanız Gereken 10 Hata
  • Gelişim İçin Bilgi
  • İnsanlara Kendinizi Nasıl Sevdirirsiniz?
  • 1 Yıl İçinde 100 Kitap Nasıl Okunur?
  • Hayat Tetris Gibidir. Satrançmış Gibi Oynamayı Bırakın.

Bu başlıklar Medium.com’dan çevirilerini yaptığım makalelerden seçmeler. Hazır yeri gelmişken bu bloğu açmamdaki en büyük ilham kaynağım, Medium.com yazarları.

Kendi yazılarımın başlıklarından örnekler:

Yazınızın başlığı etkileyici, göze çarpan, gizemli, kısa (3–4 kelime en fazla) olmalı. Tıpkı bir slogan gibi olabildiğince az kelimeyle dünyaları anlatmalı. Yazınız hakkında öz bilgiyi verdiği kadar onu gizemli de kılmalı. Mesela ben bu yazının başlığını Gezi Yazısı (Dili) Nasıl Olmalıdır? da koyabilirdim ama yaklaşık 1 saat üzerinde kafa yordum. Umarım beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı okumak isterim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: